9 Ekim 2010 Cumartesi

ta tammmm ben geldim..

Gönderen happy zaman: 01:50 0 yorum
Ooooff bir sürü resmim vardı bloğuma eklenicek ama bilin bakalım n'oldu?? Annem flash belleğimi çamaşır makinasında yıkamış püfff:(( kızdım.. hemde baya kızdım...gitti güzelim fotocuklarım..Gerçi bu olalı bi kaç hafta oldu ama şimdi isyan edesim geldi naapim...

Neyseh kardeşim var ufak aslında ufakta değil 7ye gidiyor lakabı mucit:) çok sever kartonla uğraşsın antin kuntin şeyler yapsın eski cep telefonlarını bozsun kablolarıyla içindeki tellerle onla bunla oynasın...Hatta bi keresinde benim cd çalarımı bozup kendine çim biçme makinası ve pille çalışan batarya yapmıştı:))) tamam bunlar zaten var evet ama bunu yaptığında ilkokul 3'e gidiyordu ve kimsenin yardımı olmadan yapmıştı..Dünde kendine kağıtları bantlamış bantlamış uçak yapmış abla buna füze taksam uçarmı diye soruyordu:))) İşi gücü karton kesmek bişeyleri bozmak falan babam artık bantları makasları ondan saklıyor walla eline geçerse bidaha aramızda bulamayız diye:))Okumucak gibi duruyor ama belki sonradan açılır diyor annem :)Bu postu onun için hazırladım...(bende bunlarla uğraşmak istiyorum)

Bu arada 12 izleyicim olmuş yuppide yuppiiii:)))))))))

















7 Ekim 2010 Perşembe

Bu koyunlar meşhurolmak istiyormuş:)

Gönderen happy zaman: 20:48 2 yorum






Bu koyunlar az önce bana mail attılar vay efendim niye öteki koyunları meşhur yaptın bizim onlardan neyimiz eksik tüyümüzmü renklide carttıda curttuda neyse dedim tamam ağlamayın sizide ünlü yapıcam:) Bide bunları ünlü yapıcam derken bi mısır fotorafı gördüm aklıma knorlu mısır geldi offf bayılıyorum knorlu mısır tarifimi bilmiyorsunuz tabi siz sölememkiiiiiii:))) 

 Bem gidiyorum içeri fatmagül'ün suçu ne? :) izlicem beni bekliyor Beren Saat iyi oynuyor:) Neyseh artık knorlu mısırımı merak edenler yorumlarını pıt pıt yazıversin heyecanlandım şimdi üşendim yazamıcam tocaman öp-tüm:****


koyunlar

Gönderen happy zaman: 20:32 3 yorum












 




 

Hani küçükken uyuyamıyorum anneeee dediğimizde koyunları say uyursun hemencecik uykun gelir derlerdi ya? İşte bu koyunlar onların kardeşi:) Bu koyunlarda saymak için ama uyumak için değil içi pirinçle doldurulmuş çocuklara saymayı öğretmek için bir yöntem yada oyuncak diyebiliriz...Ama ne masum durmuyorlarmı:)))

5 Ekim 2010 Salı

İpekyol kombin yarışması

Gönderen happy zaman: 17:57 0 yorum
ALL dergisinin facebook sayfasında gördümki yarışma varmış bende oturdum 4 kombin yaptım gönderdim bakalım şans işte bakarsında dereceye girerim:)) ne mi yaptım işte resimleri..yanlız aramızda kalsın çok pahalı ben alamamkii indirimli 785 lira olan bi kombinim oldu.. ben çalışmaya başlayınca maaşım 700 den başlıcak ilk girişte yani şaka gibi:(



3 Ekim 2010 Pazar

PUCCA

Gönderen happy zaman: 21:54 2 yorum
Pucca günlüğü keşfettimm... Ben yeni keşfettiğim blogların hemen ne zmandan beri blog yazarlığı yaptıklarını merak ederim ve ilk yazılarına giderim.. Psikologların çocukluğumuza inmesine benzetirim hatta bunu.. Pucca günlüğün ilk yazısıda süpermiş zaten açılışından belliymiş tutulacağı şimdi kitabını çıkartmış konusu gerçek bir günlük... Ben zaten gerçek hikayeler barındıran kitaplara ve kişisel gelişimlere bayılıyorum... neyse pucca ın ilk yazısını mutlaka okumanız gerektiğini düşünüyorum ve paylaşıyorum




AYNA
Bir son bahar sabahıydı
İçi acıyan, canı yanan yaşlı kadın aynanın karşısına geçti
Sihirli bir ayna
Sihirsiz bir kadın...
Saçma bir konuşma"Ayna ayna söyle bana var mı benden güzel başka"
Ayna akıllı ve kurnaz
Ayna çirkin bir alaycı hokkabaz
"Olmaz mı efendim, sizden herkes güzel bunu bilin"
Yaşlı kadın yıkıldı
Aynayı kırsa çirkinliği bitecek
Aynayı kırsa kimsesiz ölecek
Bir daha yüceltti aynayı
Bir daha ve bir daha
Git gide yaşlanıyordu cadı
Umurunda değildi pamuk prensesi yedi kazma cücesi
Çirkindi, yaşlıydı hiç bir prensin eline eli değmemişti
Yataklara düştü
Ve yıllar yıllar geçti
Artık aynanın sihrine inanmaz olmuştu çirkin cadı
Aynayla konuşmaz oldu
Ayna yanaştı sokuldu yaramaz bir çocuk gibi fısıltıyla sordu
"Eyy kraliçem yoktu güzeli sizden, ama bunu bilseydiniz bakmazdınız bana kibrinizden"...

Diğer yazılarını merak edenler tıktık...

Missist

Gönderen happy zaman: 21:09 3 yorum
Artık 6 tane izleyicim var yuppi:)))) en son Bir mimarın hobisi izleyicim olmuş teşekkürlerimi sunuyorum.. Son izleyicimin bloğunda yağmur babetlerini gördüm ve sitesine bakmak istedim iyikide baktım.. Çok uygunmuş çok da hoşuma gitti.. siteyi merak edenler buradan..

mutfakta eğlence

Gönderen happy zaman: 20:45 5 yorum
Az önceki yazımda yeni keşfettiğim siteyle ilgili bi kaç resim koymuştum sonra biraz daha gezindim ve bana ilginç gelen bi kaç bişey daha eklemek istedim fikriniz olsun diye.. Bu yukarıda gördüğümüz ekmek kızartma makinası ama şekilli kızartmak isteyenler için:)

Kurukafa şeklindeki kalıbın içinde kekinizi pişirip üstünede çilekli pudingle beyin şekli yapmışlar... Bence bu cadılar bayramı için daha uygun ben çocuk olsam hayatta yemem..

 Böreğinizin üstüne yumurtanızı bununla sürmek istermisiniz?? Bazen mutfakta eğlenceli şeylerin olması hanımların 'amaaan bugün ne pişirsem?' tarzında sıkıcı sorunlarını görmezden gelmenize yardımcı olabilir..


buz kalıpları

Gönderen happy zaman: 20:30 0 yorum
Bardağında gitardan buz olması ilginç olurdu değilmi??
Yok arkadaş bana buz muz işlemiyor diyorsanız ..buyrun buz bardaklarla ikram edelim sizlere:)

Aslında amaç buydu:)) Bugün dergi aldım hatta ve hatta bu dergiyi alabilmek için şuan işsiz olduğum için annemin 2 gündür ev işlerinin hepsini yapmak zorunda kaldım.. üstüne üstlük de gittiğim büyük markette kalmamış (zaten 3 tane vardı) kaçırdım diye sinirlendim inat ettim merkeze kadar yürüdüm yürürken gördüğüm her bakkal dükkan market ne varsa dergi var mı diyerekten tırım tırım arandım amaaaaaaaa... azimle eden duvar delermiş;) tabikisi dergmi buldum geldim şuan kucacığımda:))) Dergide bu kırmızı buz kalıplarından bahsetmişler bende dedim bi post hazırlıyım benim izliyicilerimde görsün merak edenlere daha fazlası burada






1 Ekim 2010 Cuma

Hüseyin Çağlayan'ın iç dünyası

Gönderen happy zaman: 00:46 0 yorum
Gazete okumayı severim özellikle de alışveriş bölümlerini hemen bitiverir gazete..şimdi de bugünün Sabah gazetesinde ki yazılarla ilgili postlar yazıcam bir kaç tane ilki Hüseyin Çağlayan ile ilgili.. bir kaç soru yöneltmişler bakalım ne tür cevaplar vermiş?

-En mutlu anınız neydi?
-Kıbrıs'ta çocukken hayalimdeki saf dünyamda suyun kaynaktan yiyeceklerinde bahçe ve denizden geldiği zamanlar...
-En büyük korkunuz nedir?
-Yalnız yaşlı ve düşkün biri olmak...
-Hatırladığınız en karmaşık şey nedir?
-Türkçe ve İngilizce arasında kafamın karışması..
-En sevmediğiniz özelliğiniz?
-İdealist olmak yorucu olabiliyor çünkü
-Başkalarında en sevmediğiniz özellik nedir?
-İnsanların kendilerini çok fazla ciddiye alması...
-En utanç verici anınız neydi?
-Annemin ilk defilemin ardından elinde yaprak sarmasıyla koşmasıydı.
-En değerli eşyanız nedir?
-Eski aile fotoğrafları ve filmler.
-Nerede yaşamak isterdiniz?
-Oturma odası İstanbul'a, banyosu Japonya'ya ve bahçesi de Kıbrısa'a çıkan, Londra'da bir ofiste yaşamak isterdim.
-Sizi ne mutsuz eder?
-Adam kayırma ve hoyratça harcanan para.
-Süper gücünüz ne olurdu?
-Kesinlikle uçabilmek..
-Dış görünüşünüzde en sevmediğiniz yeriniz?
-Göbeğim
-En sevdiğiniz kitap?
-Jean Baudrillard,Amerika
-Fantezi kostüm tercihiniz ne olurdu?
-Burka. böylece tarafsız bir gözlemci olabilirdim
-En suçlu zevkiniz nedir?
-Yemek
-En çok hangi kelime yada deyimleri kullanırsınız?
-'Dürüst olmak gerekirse'
-Yaptığınız en kötü iş?
-Evden kaçmıştım ve bir ay McDonalds'da çalışmak zorunda kalmıştım.(mia;Aaaa bu olmadı ama şahsen ben şuanda mezun ve işsizler kervanına katılmış biri olarak inan ki McDonalds'a razıyım ve bu konuda çok ciddiyim:(
-Ölüme en çok yaklaştığınız an?
-15 yaşındayken otobüsten düşmüştüm be kafama araba çarpmıştı. O gün böyle çıldırdım sanıyorum.
-Hayat kalitenizi arttırabilecek tek şey ne olabilirdi?
-Kendimi kapatabilmek.
-Gece sizi uyanık tutan nedir?
-Teslim tarihi ve maddi zorunluluklar(mia;maddi bi zorunluluğu varmıdırkine?)
-Nasıl hatırlanmak isterdiniz?
-Yabancı dünyalarla köprüler kuran biri olarak..
-Hayatın size öğrettiği en önemli ders nedir?
-İnsanların sizin gibi düşündüğünü düşünmemek gerektiği.
   Peki şu aralar Hüseyin Çağlayan ne yapıyor?CNN TÜRK'ün sitesinde okuduğum habere göreHüseyin Çağlayan İstanbul Modern'de imiş ve aynen şöyle yazıyor;
   Donna Loveday'ın küratörlüğündeki sergi, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birliklerinin (İTKİB) organizasyonu ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansının katkılarıyla İstanbul Fashion Week 2010, İstanbul Moda Akademisi (IMA) ve Design Museum iş birliğiyle gerçekleşecek.
   İngiltere'de iki kez "Yılın Tasarımcısı" seçilen Hüseyin Çağlayan, günümüzde moda alanında çalışan en ilerici isimlerden biri olarak tanınıyor.
   Sanatçı, çalışmalarının ardında yatan fikirler ile ilk bakışta modayla ilişkilendirilemeyen antropoloji, tarih, bilim, felsefe ve teknoloji gibi disiplinler arasında geçişler yapıyor.
   Sergide, moda koleksiyonlarının yanı sıra enstalasyonlar yapan, kısa filmler yöneten ve sahne performansları için kostümler tasarlayan Çağlayan'ın 1994-2009 yılları arasında ürettiği moda koleksiyonları, sanat ve film
projeleri bir araya gelecek.
  Sergilenen çalışmalar Çağlayan'ın yaratıcı yaklaşımını, esin kaynaklarını ve genetik, teknolojik ilerleme, yer değiştirme, göçmenlik ve kültürel kimlik gibi alanlardaki fikirlerini ortaya koyacak.Sergi, 24 Ekime kadar görülebilecek.

   Pekiii kim bu Hüseyin Çağlayan bilmeyenler varsa kısa bir anlatalım;
   Hüseyin Çağlayan (yabancı kaynaklarda ismi pek çok kez Hussein Chalayan şeklinde geçmektedir) Kıbrıs doğumlu, Londra'da yerleşik, ancak Türkiye bazlı profesyonel faaliyetleri de giderek yoğunlaşan bir moda tasarımcısıdır.
   1970 yılında Kıbrıs adasında Lefkoşa'da doğdu. 1982'de ailece İngiltere'ye göç etti. 1993'te Londra'da bulunan 'Central St. Martins College of Art and Design'den mezun oldu.
   2005'te 51. Uluslararası Venedik Bienalinde tasarımını gerçekleştirdiği Türkiye pavyonunda, yönetmenliğini yaptığı ve başrolünde Tilda Swinton'ın oynadığı bir filmi (Absent Presence - Olmayan Varolma) de gösterilmiştir.
   17 Haziran 2006'da İngiliz Şövalyelik Nişanı ile ödüllendirildi.
   Barack Obama'nın eşi Michelle Obama'nın 2009 İngiltere ziyareti sırasındaki kıyafeti, Çağlayan'ın İlkbahar/Yaz 2009 Hız isimli koleksiyonundan yeşil baskılı ipek bluz.
   Aynı zamanda son zamanların çok ünlü sanatçısı Lady Gaga'nında çok sevdiği baloncuklu elbiseninde tasarımcısıdır.
Related Posts with Thumbnails
 

mutluluklar fabrikası Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Emocutez